Yazıp yazmamak arasında çoğunlukla ikileme düşerim. Yazmak bir şekilde kendini ele vermeyi kabullenmektir. Bu güzel pazar günü hem kendime hem sana bir hediye vermek istedim açıkçası. Kocaman ve sevgi dolu bir gün.
Buna ne kadar çok ihtiyacımız olduğu kesinlikle tartışmasız. İnsanoğlu sevgiyle beslenen tek yaratık. Yaratmak demişken, tanrı insanı anneler de çocuklarını yaratıyor sanırım. Batuhan’ı ve beni şekillendiren ve bizden gittikleri her yerde sivrilebilen kalburüstü ve güçlü insanlar yaratabilmek zaten sadece senin gibi güçlü bir kadının işi olabilirdi.
43 yaşına gelmişsin anne. Sayemde 20. anneler gününü kutluyorsun. 20 yıllık süper bir anne olarak ne yapmak isterdin bilmem ama elimizdeki maddi imkanların kısıtlılığı sebebiyle gülümse turizmden bir armağan olarak buraya geldim ve bütün gün buralardayım.
Bir gün tanrı tüm insanların değerini anlayacak demişti bir yazar ; ama önce onların birbirinin değerini anlaması gerekiyor. Sanırım önce annelerimizden başlamalıyız anlamaya çünkü en rahat anlaşılabilecek daha doğrusu hissedilebilecek olan o.
Sana şiir ya da yazı yazmak her seferinde gözlerimi doldurduğundan ötürü artık yazamaz oluyorum. Bitse de gitsek değil de hiç bitmesin duygusu veren tek ağlama bu. 20 yıllık bir anne olmanı değil Batuhan’la bizim bu dünyadaki en değerli varlığımız olmanı kutluyoruz bugün. Arada okyanuslar da olsa kilometreler de benim için değişmeyecek tek şey sana olan sevgim anne. Erkeklerin hayatından akıp gidemeyen tek kadın anneleridir. Sense hem anne olarak hem de her şeyi anlatabildiğim tek insan olarak o hayatın en güzel köşelerini tuttun. Oralarda olmanın verdiği güven tartışılmaz.
Seni çok seviyoruz.
Sarphan & Batuhan