Posts Tagged ‘akp’

Edibe Sözen, Playboy ve Gençlik

EDİBE SÖZEN GÜNDEME  BOMBA GİBİ DÜŞTÜ. BİR FEEDBACK YAPAYIM DEDİM.

Bakalım neler istemiş bizden!

- Velinin eşlik etmesi haricinde, 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençler otellere, 16 yaşını doldurmamış çocuk ve gençler saat 22.00 – 05.00 arasında lokanta ve restoranlara giremeyecek.

- Kamuya açık diskolar, müzikholler, tavernalar ve saz evlerinde, veli eşlik etmeksizin 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençlerin bulunmasına izin verilmeyecek. Velisiyle gelen de en geç saat 24.00’e kadar kalabilecek. Uymayan işletmelerin sahip ve mesul müdürlerine, bir yıla kadar hapis cezası verilecek.

- Kamuya açık bir etkinlikte ya da ticari bir işletmede (Sergi, Tiyatro, Sinema vs) çocuk ve gençlerin bedensel, zihinsel ve ruhsal sağlıkları için bir tehlikenin söz konusu olması halinde, yetkili makam, tehlike ortadan kaldırılıncaya kadar katılımı yasaklayabilecek. Yasağa uymayan işletmelerin sahip ve mesul müdürlerine, bir yıla kadar hapis cezası verilecek. Gencin söz konusu yeri terk etmesine hükmedebilecek ya da ebeveynlerine teslim edebilecek.

- Çocukların ve gençlerin sağlıklı ruhsal ve fiziksel gelişimleri için, gazete ve dergilerin şiddet ve cinsellik içeren yayınlar yapmaları yasaklanacak. Yasağa uymayan yayın kuruluşlarına 6 aylık cirolarından az olmamak üzere para cezası uygulanacak ve mesul müdürleri hakkında bir yıla kadar hapis cezası verilecek. Yasağa uymamanın süreklilik arz ettiği hallerde, bu yayın kuruluşlarının yayın izinleri iptal edilecek.

- Pornografik yayın yapan dergilerin, kapalı kırmızı poşette, ağızları dikişli olarak satılmaları zorunlu olacak. Bayiler bunları satarken, tüketicinin TC kimlik numarası ve imzasını alacak, bu numaraları her ayın sonunu takip eden ilk hafta içinde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne yazılı beyanla verecek. Pornografik içerikli DVD, VCD, video gibi görüntü taşıyıcıların üretilmesi, ithalatı, ihracatı ve iç piyasada satılması izne bağlı olacak. Bu sektörde faaliyet gösteren işletmeler, satış yaptıkları noktaları ve bayi listelerini içeren noter onaylı özel bir defter tutacak. Pornografik içerikli görüntü materyallerini satan işletmeler de, sattıkları materyallerin karşılığında tüketicinin TC kimlik numarası ve imzasını alacak, aynı şekilde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne yazılı olarak verecek.

- Devlet, gençlerin sağlıklı ve dengeli gelişimi için, her seviyedeki okulda, her dine mensup öğrenciler için ibadethane alanı kurmakla yükümlü olacak. Bu sorumluluk, özel okullar ve vakıf üniversitelerinde, işletme sahibi / mütevelli heyetlerine verilecek.

- İnternet kafe ve internet bağlantı hizmeti veren her tür işletmeye 18 yaşından küçüklerin girmesi yasaklanacak. Yasağa uymayan işletmelerin sahip ve yöneticileri hakkında bir yıla kadar hapis cezası uygulanacak.

BENce:

Buradan ders çıkarması gereken %47′lik kesim demeyeceğim.

Aşırı laik(çi) – Perihan Mağden’den arak terimdir – bir sistem aşığı değilim; ancak bu laiklikle bağdaşmayan laik sistem bile gençlerin din vicdan hürriyetlerine daha bağlı ve hatta bunun üstüne şekillenmiş bir sistemdir.

Edibe hanım bu blog’u okumak zorunda değil, sen oku ben boşalayım sevgili okur.

Celladına Aşık Olan Cumhur


Cellatına aşık olan bir ülkeyiz biz. Elbette kahramanlarımız olmuştur. Onlar’a bağlanmış Onlar’ı sevmiş, bazılarının yolundan gitmiş olanlarımız vardır. Peki her kahraman sahiden kahraman mıdır? Yoksa kahramanlık kavramı bir belediye otobüsünün ağustostaki ter kokusu kadar rahatsız edici mi oluyor bu günlerde?

Eli silahlı adamları severiz örneğin. Beyaz bereli çocuk örneğin: O.S. yani… Geçen zaman O’nu Ogün Samast yapalı çok oldu zaten, 2 harfle anılamayacak kadar büyük bir insanlık suçu işledi ve bir insanın, yaşamaya çok bağlı olan bir insanın en temel hakkı olan YAŞAMA hakkını aldı elinden. Bizse O’na Türk bayrağı önünde o gururlu pozları verdirdik. Görüldüğü yerde kuduz it gibi vurulması gerekmezdi elbette; ama kuduz bir itten tek farkı bizim insan olmamız olmalıydı, itle İT oğlu İT olmak gereksizdi. Bugün alperenler, ülkücüler Alparslan Arslan’ı, Ogün Samast’ı, Erhan Tuncel’i yüceltirken “Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrant’ız” diyen kitleleri susturmaya çalışıyorlar. Oysa Almanya’da neo-nazi saldırısı üstüne “Hepimiz Türk’üz” diyebilen almanları nedense bilmiyorlar prime time’e malzeme bol mankenli ve bol ekonomik çıkar gözeten haberler yüzünden.

Bir de taşaklı celladımız var. Kendisi K.E. Genç kızlara tecavüz ettirmek, cinsel organlarına su sıktırmak, yaş büyütüp cinayet işlemek gibi bufalolukları olan bu şahsı tanımamak mümkün değil. Kendisi muhtemelen işkencedeki çıplak bedenlerinden ilham aldığı kadınları çizerek para kazanıyor şu günlerde Üçkuyular’daki lüks evinde!

Adamlar işlerini iyi yapıyor deyip ak-yolsuzlukları görmezden gelen halkı, başka kime vereceğim deyip senelerdir Baykal’a oy atan sözde sosyal demokratları saymıyorum. Onlar cellatlarının mütecavüz olduğu zavallı zihinler idamı bekleyen..

Siz siz olun kimin sizi sevdiğiyle kimin sizi fena halde sevdiğini ayırt etmeyi öğrenin. Bakarsınız hiçbirimiz insan değiliz hepimiz ayıyız kişilerince vurulabilir, darbecilerce hülleyle yargılanırsınız.

sarphanuzunoğlu

AKP’ye İhtar, Haşim Loves AKP

Yurdumun güneşi, kalbimin tek eşi, aKpArTi (imaj çalışması) 6 mına korum 4 bak hareketlerine dikkat et 1 de seninim bebeğim alarak durmak yok yola devam hallerinde.

AKP Sakıncalı Piyade’ye Karşı: Bir Yozlaşma Mücadelesi

image

Herkes içimize düşen bombaları konuşup bunun istikrarı bozduğuna dair aptalca fikirler üretedursun asıl bombalar türk sanatının kalesi olan tiyatro geleneğimizin üstüne düşüyor. Haldun Taner’den bu yana batılı anlamda tiyatro ile kıyaslanır durumda olan ve Türk Geleneği’nden kopmamış Türk Tiyatrosu Yobazların Uğur Mumcu korkusu ve nefreti yüzünden sansüre uğruyor. Aliağa Belediyesi Sakıncalı Piyade oynamaz diyor…

12 Eylül Dönemi öncesi devrimci tiyatroları basan komandolar ve yaltakçıları günümüz Fethullahçıları olmuş yine sanatçıyı dövüyorlar demokrasi kisvesi altında…

Tarih Hangimizi Affedecek?

Bir soru daha sormak içimden gelmiyor bazen. Nasıl bir insanım? Bir gazeteci olabilir miyim? Bir yazar olabilir miyim? Bir aydın olabilir miyim? Değerli bir insan olabilir miyim? Böyle sorular vardı kafamda eskiden. Şimdiyse çok değerli olarak adlandırılan insanların gereğinden fazla değersiz oluşları beni güldürüyor. Anlaşılması güç bir döneklik yapmaktan kaçınanlardanım. Döneklik yapmaktan kaçınmak diyorum çünkü dönmek desem siz nasılsa bunu dönekliğe çevireceksiniz; ancak ortada bir gerçek var, ister savcı Fethullahçı olsun, ister sanıkların %2’si suçlu olsun düşünürken bile korkudan beni öldüren bir haberim var içime:

Aramızdan biri bile yeterince masum değil artık!

Necip Hablemitoğlu’nun Eşi Hanımefendi’nin ADD’den (Atatürkçülüğü düşürme derneği miydi?) ayrılması örneğin. Neden sorusunu sormuyoruz çünkü her şey ortada:

Şener Eruygur Ergenekon’un Er’i imiş ya da öyle olduğu söylenegelmiş. Bu satırlar savcının dava önergesi tamamen kabul edilip tüm şimdilik Sözde Ergenekoncu Arkadaşların sanık haline gelmesi üzerine yazılıyor.

Bu haftaki Uykusuz kapağı bazı şeylere iyice açıklık getiriyor ve Ergenekon’un yorumlanışını ve davanın seyrini o kadar güzel eleştiriyor ki.. Resme tıklayarak ilgili kapağı görebilirsiniz. Kısacası Ergenekon her kesimin kendini temizleme, bugüne dek kirletilmemiş ya da kiri ortaya dökülmemiş sözde kemalist ya da faşistlerin ise kirli çamaşırlarını ortaya çıkaran bir operasyon oldu. Şimdi yargı süreci başlıyor.

Bir yandan iktidar partisi kapatılıyor, bir yandan ülkenin temel ideolojik taşlarını (Volume 2 by İsmet İnönü) bir güzel sorgudan geçiriyor yine devletin kendisi. Devleti korumak adına bu işi yaptıklarını söyleyen AKP ve Ulusalcı Cephe Laik ve Üniter devlet yapısına aykırılıktan yok edilmeye çalışılıyor.

Kirli gazeteciler kirli gazeteciliklerini yapıyor, MHP’cilik bile oynayan İlhan Selçuk’a ve fanatik emekli memur gazetesi Cumhuriyet’e inanç tükeniyor. Çalık Grubu’nca basılan Taraf bile inandırıcı olabilmeyi başarıyor ve Alper Görmüş’ün ortaya çıkardıklarının gerçekliği günden güne ortaya çıkıyor.

İslamcılar ve liberallerin, solcular ve faşistlerin kol kola gezmesi derken kastedilen buysa eğer, bu işte cidden bir kasıt var.

Sivas Ertuğrul’un Davası Değilmiş

Ertuğrul Günay’ı hepimiz tanıyoruz. eski sosyal demokrat, şimdinin müslüman demokrat kişiliği. kültür konusunda atılımlar yapacağını, türkiye’nin aydınlanmasından yana olduğunu her daim dillendiren bir kişilik. kişilik kelimesini gerçekten neden kullandığımı bilmiyorum.

http://www2.gazetevatan.com/sinema/resim/26.12.2007_934_9518.jpg

beyimiz buyurmuş ki “madımak oteli’nin müze olması benim davam değildir.”. sayın ertuğrul günay, kültür bakanı olmak sadece toplumun belirli bir kesiminin kültürüne sahip çıkmak mıydı yoksa aydınlarımızı kültürün bir parçası saymamak mıydı gibi sorular yarattı zihnimde. sözlerinden anlaşılacağı üzere, alevilik geleneği için bir araya toplanmış aydınların yakıldığı o utanç gününün üzerinden yıllar geçse de yazarların ölüleri bile değersizmiş kültür bakanı için.

ne yazık ki durum ortadadır. ertuğrul günay ve benzerleri her zaman olduğu gibi hakkıyla dönmüşler ve döneklikte başarılı olmuşlardır. zaten bu beklenen sonuçtur, ertuğrul günay gibileri doğdukları ve var olma mücadelesi verdikleri platformu yadırgar hale gelmiştir çünkü onlar o platforma yakışmamaktadır. o mücadelenin bir parçası olmayı hak etmemektedir.

o gün orada ölümden dönenlerin ya da ölenlerin ruhu için dua etmek amacıyla da olsa sivas’a uğramayan bir bakan için çok da sıradışı olmayan bu davranışa gülüp geçmek gerekiyor sanırım. malum, burası türkiye ve türk olmayı aşağılık kompleksi haline getirmeyenler çeteci, anadolu kültürü’nü ve alevilik geleneği’ni yaşatmak isteyenler dinsiz, inançsız olanlar cehennemlik, solcular ahlaksız olabiliyor.

ertuğrul bey’e ve yaşatmak istediği başkaldırıyı, anadolu’yu,yarını tamamen ortadan kaldıran kültürüne başarılar diliyorum. umarım bir gün bu halkın da fikirlerini en az kendisi kadar çabuk değiştirebildiğini gördüğünde geri dönmek istemez. çünkü o zaman 20 milyon insana hesap verme zamanı gelmiş olacak.