Posts Tagged ‘türkçe’

Omuzlarında Buldular Beni

seni gördüm. omuzlarını ilk kez görmüyordum belki, o dans ettiğimiz gün omuzların açıktaydı ve yüzün bir çocuğa aitken onlar ileride çok kalbin zelzelesine neden olacak güzellikteydiler. yüzüne gözlerini saklamıştın; gözlerin bana verdiğin ilk benden almadığın tek şeydi hep.

bir ayrılığı hatırlıyorum adını duyunca; zorunlu ve içine kelimeleri sıkıştırdığımız, bir sarılmaya bile muhtaç ayrılığımızı. adının baş harfini taşıyan o çocukluk küpesi hala çekmecende duruyor mu bilmiyorum; ama o küpeyi kulağında hiç göremediğimi biliyorum. bilekliğini hatırlıyorum; hani şu üstünde garip figürler olan çünkü o gün sadece bir dansa sığdırılmış el ele tutuşmamızı ve sadece bir kere söylenmiş (yüz yüzeyken) seni seviyorum’umu düşünmüştüm. gözlerinin içine bakamamıştım; belki de tanrıya inanacak kadar olgun ya da bir kadının olacak kadar güçlü hissetmiyordum. çok çocuktum diyorum ya inanma. çok çocuğum hala, yüzünü görünce nasıl gülümsediğimi gördün ve hissettin değil mi sana karşı acizliğimi, güçsüzlüğümü, bebekliğimi belki? sözleriyle adam olmaya çalışan o masum çocuk karşında gözleriyle ele verirken kendini yani ben olurken ben uzun süre sonra bir tek sen gördün beni ve sen bana beni geri verdin.

acı nerede, aşk acısı diye soranlar vardı hep ve ben acının sensiz geçen her ana sindirdiğim o duygu olduğunu anladım, gözlerine bakıp bir deli gibi gülmem ondandı şiirdeki tüm yaralarımı iyileştirmek için yalayacak o deliler gözlerimde saklı ve deliler bile seni nasıl sevdiğimin farkında olmamalı, kıskanıp almak isteyecekler senden beni.

su

gam

yokluğunda içimde kuruntular buldum
zamanlı zamansız kırgınlıklar
senli benli suskunluklar
gam telimi buldum bir yerde
sihirli penayı hep ona vurdum
gam, gam , gam…
varlığın da yokluğunda şehir kadar parlak
bıçağın iki yüzü gibi aslında
biri kanlı ve parlak
diğeri güneş gibi gözlere şenlik
gam, gam , ga
bırakıp gamı
dolaşsak ya memleket memleket
ve sevişsek ya yatak yatak
et et gezmektense
senin bilmediklerine anlamlar kattım
bildiklerim senle daha bir benim
bırakıp hüznü
tutuşsak ya sokak sokak
ve yaksak ya şehri
içimden sıcak
içinden sıcak değil bu gece…

Yarım

Bir eksiğin parçalarıyız yalnızca…
Sözlerimiz yarım kaldı,
Düşlerimiz yarım…
Eğer yanında olsaydım!
Umut olabilecekti küçük oğlumun adı…
Büyük kızım deniz kokabilirdi belki..
Tek kızımın da başını okşayabilirdim…
Gözlerinin elasını baldan çalan kızı
Düşümde görebilirdim belki…
Ama yüzü benden kaçıyor,anılar yarım…
Acımışlığıma,hayata kapılmışlığıma
Şaşıyor meleklerim…
eksiğin parçalarıyız yalnızca..
Hayaller yarım kaldı…
Konuşmalar yarım..
Geldiğinde…
Hayalden bir kule bulacaksın…
Gökyüzüne doğru uzanan…
Adını yazan bulutların arasında uzanan..
O kulede…
gözlerin rengini verecek şarkılara…
o zaman bir bizin parçaları olacağız..
gecenin en son elveda diyenleri…
yarının mutluları,bu akşamın hüzünlüleri…
ellerin kavuştuğu saatin bekçileri…